Yeniden 1919 Derneği

Arama
Konular
  Kayıt Ol Ana Sayfa  ·  Konular  ·  Yüklemeler  ·  Kişisel Sayfanız  ·  Makale Gönder  ·  En İyiler  
İçerik
· Ana Sayfa
· Arama
· Bağlantılar
· Bize Ulaşın
· Bizi Öner
· En İyiler
· Hakkımızda
· Kişisel Sayfanız
· Konular
· Makale Arşivi
· Makale Gönder
· Özel İleti Kutunuz
· Sormaca
· Üye Dizelgesi
· Yüklemeler

Kullanıcı Bilgisi
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Üye Adı
Şifre
(Kayıt Ol)
Üyelik:
Son Üye: DeV_RiM_1919
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 43

Şu An Bağlı:
Ziyaretçi: 4
Üye: 0
Toplam: 4

Teşekkürler...
Türkiye
Yeniden 1919 Derneği teşkilatlanması olgunluğuna erişene kadar birçok sıkıntının üzerinden gelinmiş, birçok dış etkenle mücadele edilmiştir. Teşkilatlanmamızın en önemli özelliklerinden bir tanesi de, bağımsız bir kültürü benimsemiş olmamızdır. Yani, bu derneğin ya da bu derneği oluşturan kimselerin arkasında, onları destekleyen ya da yöneten hiçbir güç yoktur. Türkiye Cumhuriyeti’ndeki yandaşçılık esasına dayalı dernekçilik anlayışından farklı bir nitelikle kurulan derneğimiz, “bağımsızlık” niteliği dolayısıyla, tasarlamış olduğu birçok çalışmayı birçok zorluklarla mücadele ederek yerine getirmiş; birtakım tasarıları da kaynak eksikliğinden ötürü hayata geçirememiştir.
Gönderen: Yonetici Tarih: 04.03.2010 Saat: 06:47 (4 okuma)
(Devamı... | 5081 byte kaldı | Puan: 0)



Kırık Camlar
Türkiye Ziyaretçi bildirdi: "7 Şubat 2010

Toplumsal araştırmaların önemini tam olarak kavrayamamış bir ülke olduğumuz bir gerçektir. Dolayısıyla, toplumsal araştırmaları yapan, bu araştırmalar üzerine kuramlar üretip deneylerde bulunan toplum bilimcilere gerekli desteği ve olanakları sunmamaktayız. Türkiye’de, genellikle, toplum ile ilgili yapılan araştırmalara da bir vatandaşın ulaşması pek kolay değil. Çalışkan araştırmacıların yayınlamış olduğu makaleler ve kitaplar da ne yazık ki günümüz Türk insanının ilgisini pek çekmemektedir. Toplumumuz, sürekli olarak günün koşullarına göre değişik tepkilerde bulunmaktadır. Türkiye’de, bu toplumsal tepkileri yaratacak birçok uyarıcı unsur bulunmaktadır. Ekonomi, siyaset, küreselleşme bu uyarıcı unsurların sadece birkaçını oluşturmaktadır. Halbuki, toplumdaki değişimleri sadece birkaç konu ışığı altında inceleyip yorumlamak yanlış olur. Bu değişimleri oluşturan unsurlar, ancak ve ancak araştırmalar sonucunda belirlenebilir. Toplumsal düzenin oluşturulması bu araştırmaların sonucuna ve bu araştırmaların sonucundan oluşturulacak olan kuramlara bağlıdır. Toplumumuzda düzen oluşturulamaması, ayrılıklara ve bu ayrılıkların sonucu olarak daha büyük kargaşalara neden olacaktır.
"
Gönderen: Yonetici Tarih: 08.02.2010 Saat: 15:00 (15 okuma)
(Devamı... | 13881 byte kaldı | Puan: 0)



ÖZBEKİSTAN’DA PARLAMENTO SEÇİMLERİ YAPILDI
Özbekistan Özbekistan Parlamentosu’nun yeni üyelerini belirleyecek genel seçimler Pazar günü
yapıldı.
Gönderen: Yonetici Tarih: 06.01.2010 Saat: 14:51 (15 okuma)
(Devamı... | 1585 byte kaldı | Puan: 0)



ÇİN, KAŞGAR’DAKİ TÜRK VARLIĞINI YOK EDİYOR
Doğu Türkistan
Pekin yönetimi, Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerinin kültür başkenti olarak anılan
Kaşgar’ın tarihi dokusunu, “kenti yeniden yapılandırma” adı altında ortadan
kaldırmak için yıkım çalışmalarına başladı.
Gönderen: Yonetici Tarih: 06.01.2010 Saat: 14:47 (16 okuma)
(Devamı... | 2252 byte kaldı | Puan: 0)



Ağlarken Bir Ordan Bir Burdan Ağla
Türkiye İETT otobüsüne atılan molotof kokteyli nedeniyle tüm vücudu ve yüzü yanan genç kız için neden ağlamadın
Dün akşam bütün haber bültenlerinde, Bülent Arınç’ın Diyarbakır Dicle Üniversitesi salonunda kürsüden yaptığı konuşma sırasında, artık alışkanlık haline getirdiği ağlama performanslarından birini izledik.

Ekranlara çıkıp “Ergenekon’u tepeledik !” ( Hangi Ergenekon ? !!! ),
“Dursun Çiçek hakkındaki ıslak imzalı belge gerçektir !”,
“Ülkeye demokrasi geldi !” gibi açıklamalar yapan Arınç, Kürt bölgesine gidince coştukça coştu,
Fethullah Hazretleri’nden öğrendiği ağlayarak sempati toplama performansına bir yenisini daha ekledi ve bu performansıyla Oscar almayı bile hak etti.

Askeri malzemenin patlaması üzerine vefat eden Ceylan adlı küçük kızdan söz eden Arınç, sesini titretip “Küçücük bir yavrumuz daha hayatının baharındayken….” dedi ve ağlamaya başladı !
Gönderen: Yonetici Tarih: 13.11.2009 Saat: 22:38 (35 okuma)
(Devamı... | 7689 byte kaldı | Puan: 5)



Cıbıldak Hatun Kişi Üzeri Yemek – Gözlem
Türkiye


Giriş:

Küreselleşen dünyada, insanların, ulusların; bir genelleme yapmak istersek de ülkelerin birbirlerinden etkilenmemeleri, insanoğlunun doğasına aykırıdır. Dolayısıyla, her toplumun, her budunun birbirinden etkilenmesini ve bu etkilenmenin sonuçlarını da kendi kültürlerine yansıtmalarını doğal karşılamak gerekir. Özellikle de dünyanın bir ucundan başka bir ucuna hızlı bir şekilde seyahat edilmesi, basın, yayın ve genelağ gibi iletişimi geliştiren kavramların daha da kullanılır duruma gelmesi, kültürel yapıtların değişik ülkelerde yayınlanması, gezmenlik, göçmenlik gibi kavramlar da kültürel etkileşiminin oluşmasına katkı sağlamaktadır. Ancak, birçok gelişmiş toplumu gözlemlediğimizde, bu ülkelerde yaşayan bireylerin yapılı bir kimlik sahibi olduğunu ve aynı zamanda da bu toplumların farklı ögelerden oluşmalarına rağmen bazı ortak değerlerini korumayı sürdürdüklerini görebiliriz. Örneğin; Amerika Birleşik Devletleri’nde, birçok budunsal ve kültürel farklılıklar hakim olmasına rağmen, bireylerin “terrör, özgürlük...” gibi kavramlarda bütünleşip beraberce mücadele ettiklerini görebilmek mümkündür. Bunların yanısıra, değişik toplumsal, ekonomik ve kültürel birikimleri olan insanların, “Amerikan Rüyasına ulaşma” konusundaki ortak ülkülerini gözlemlemek mümkündür. Örnekler, basit olduğu halde, toplumun bütünleşmesine bir katkıda bulunduğunu söylemenin doğru olduğu düşüncesindeyim. Türkiye Cumhuriyeti’ni ele aldığımızda, günümüze kadar varlığımızı korumamızı sağlayan ortak değerlerin birçoğunu yitirdiğimizi görmekteyiz. Örneğin; hukuksal kurallara ve anayasaya göre belirlenmiş olan birçok suçun, günümüzde bir suç olmaktan çıkması; toplum içerisinde dini, budunsal ve kültürel kutuplaşmalarının yoğunlaşması gibi durumların yanısıra, devlet kurumlarının farklı kökenlerden oluşan insanları bütünleştirici değerleri görmezden gelerek bu değerleri aşağılaması, kimlik bilincini yitirmiş ve aynı zamanda da ortak bir ülküsü olmayan kimselerin yetişmesine neden olmaktadır. İşte bu nedenlerden yola çıkarak, ülkemizdeki kültürel çözülmenin ve sapkınlığın artışa geçmesinin nedenlerini yorumlayabilmek mümkündür.

Gönderen: Yonetici Tarih: 07.11.2009 Saat: 00:12 (61 okuma)
(Devamı... | 12899 byte kaldı | Puan: 5)



Umutsuzluğa Düşmek
Gündem-Siyaset 15 Eylül 2009

Bir ülkenin gidişatını belirleyen en önemli unsur, o ülkenin insanıdır. Şayet, ülkemizin gelişmesi, varlığını koruyabilmesi ve sürdürebilmesi için gerekli olan düzenin oluşturulmasını istiyorsak öncelikle ülkemizin toplumsal devinimini ve dolayısıyla ülkemizin insanını tanımlamamız ve araştırmamız gerekmektedir. Toplumsal birtakım olayları yorumlarken, genellikle tarafsız bir bakış açısını tercih etmeme rağmen, bazı olaylarda ise kendimi, incelediğim insanların yerine koyarak, bir de olayları onların bakış açılarından algılamaya çaba gösteriyorum. Sonuçta, bazı toplumsal olayların bir sonucu olarak doğan tepkileri kavrayabilmek; yeri geldiğinde toplum düzenini bozacak bir unsur olarak tanımlandığında ise engelleyebilmek için kendimizi de bir insan olarak iyi tanımlayabilmemiz, kavrayabilmemiz, anlamamız ve çözümlememiz gerekmektedir. Örneğin; bir bireyin İstanbul’daki bir mağazadan para çaldığını varsayalım. Bu bireyin yakalanması halinde sadece hapise tıkarsak, çok büyük bir hata yapmış oluruz. Halbuki, bu şahsı suç işlemeye teşvik eden unsurların belirlenmesi, belki de gelecekte benzer suçların işlenmesine engel olacaktır. Bu şahıs nereli? Diyarbakırlı diyelim. Diyarbakır’ın neresinden? Nasıl bir toplumsal ve kültürel yapıdan gelmektedir? Nasıl bir yaşantısı var? Ekonomik durumu nedir? Aile yapısı nasıldır? Diyelim ki 2 hasta çocuğu ve işsiz bir eşi var. Şahıs, devlet kurumlarından faydalanamıyor, sigortasız. İnşaatte karın tokluğundan daha az bir paraya çalışıyor. Çocuklarını sürekli olarak tedavi ettirmediği taktirde çocuklar ölecek. Eşinin durumu daha kötüye gidiyor. Eğitimi yetersiz olduğu için sigortalı bir iş bulamıyor. Akrabalarını, arkadaşlarını memlekette geride bırakmış, çevresinde yardım alabileceği kimse yok. Göçün yan etkilerini yaşıyor. Devlet denilen bir güç, bu vatandaşına sırtını dönmüş. Bu kadar sıkıntının yanısıra, insani içgüdüleri onu hayatta kalmaya ve ailesini ayakta tutmaya itiyor. Sonuç olarak suç işliyor. Peki, biz aynı durumda olsaydık ne yapardık? İnsanları kötülüğe, suç işlemeye ya da sapkınlığa yöneltebilecek olan etkenleri engelleyebilmek için ne yapılması gerekmektedir? Bir soruna karşı tepkisel bir yaklaşım izlemek yerine, o sorunun oluşmaması için oluşma gizilini tetikleyen unsurları belirleyip yetkili devlet kurumları bünyesi altında toplumsal izlemler oluşturarak çözümleme yapmak gerekmektedir.
Gönderen: Yonetici Tarih: 15.09.2009 Saat: 14:45 (55 okuma)
(Devamı... | 12597 byte kaldı | Puan: 5)



KÜRTLERİN TEMSİLCİLERİ (!) VE RAKAMLAR
Gündem-Siyaset Ziyaretçi bildirdi: "Rakamlar yalan söylemez. En azından hepimiz böyle biliyor ve inanıyoruz. Bu yüzden, Türkiye’de yaşayan Kürtlerin kaçta kaçının PKK ve siyasi uzantısı DTP tarafından temsil edildiğini görmek için rakamlara başvurmak gerekiyor. Çünkü, PKK ve DTP, tüm Kürtlerin temsilcisi olduğunu ısrarla iddia ediyor. Bakalım öyle mi?"
Gönderen: Yonetici Tarih: 07.09.2009 Saat: 18:36 (48 okuma)
(Devamı... | 4169 byte kaldı | Puan: 0)



Rusya'daki Irkçı Saldırılar
Türk Dünyası Ziyaretçi bildirdi: "Rusya’da neredeyse her gün meydana gelen ırkçı saldırılardaki artış endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Ancak saldırıların boyutu, sayısı, hedef kitlesi vs. özelliklerinden ziyade, saldırılar hakkında yapılan değerlendirmeler ile uygulamada herhangi bir iyileşmenin olmaması endişeleri daha da artırıyor."
Gönderen: Yonetici Tarih: 07.09.2009 Saat: 18:33 (46 okuma)
(Devamı... | 4969 byte kaldı | Puan: 0)



AHISKA TÜRKLERİNE GÜRCÜ JESTİ
Türk Dünyası Ziyaretçi bildirdi: "2008’in Ağustos ayında enerji konusunda bağımlı olduğu Rusya’yla savaşan, Güney Osetya ve Abhazya üzerindeki kontrolünü kaybeden, iç kamuoyunda ciddi ekonomik ve siyasi sıkıntılar yaşayan Gürcistan, Batı’ya entegrasyon politikasından vazgeçecek gibi gözükmüyor."
Gönderen: Yonetici Tarih: 07.09.2009 Saat: 18:30 (49 okuma)
(Devamı... | 2890 byte kaldı | Puan: 0)



Arama



Giriş
Üye Adı

Şifre

Hala hesabınız yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yönetici, yorum ayarları ve isminizle yorum gönderme gibi üstünlüklere sahip olacaksınız.

Makale Arşivi
07.09.09
· TÜRKİYE, KÜSKÜN KARDEŞLERİ BARIŞTIRIYOR
· KAZAKİSTAN ANAYASA GÜNÜNÜ KUTLUYOR
· DATÜB HEYETİ AZERBAYCAN'DA
· “TEK MİLLET İKİ DEVLET”
29.07.09
· ÇİN ÇEKİCİ...!
29.06.09
· Padişahım Çok Yaşa
26.06.09
· Size dokunmayan yılana da dokunun!
17.06.09
· Devrim:
16.06.09
· Merhaba
23.05.09
· Üzerinde Durulması Gereken Birkaç Durum:

Eski Haberler


 
- Sayfamızın yapımında emeği geçen HÜSEYİN ERSOY SANAL'a ve destek veren diğer dostlarımıza teşekkür ederiz.
- EveDönüş.com göstergemiz, Tolga TULGAR tarafından tasarlanmış ve bize hediye edilmiştir.

PHP-Nuke Copyright © 2004 by Francisco Burzi. This is free software, and you may redistribute it under the GPL. PHP-Nuke comes with absolutely no warranty, for details, see the license.